İyi uygulama

Denizli Otizm Derneği: Yerel Eylemden Uluslararası Savunuculuğa

İlk olarak EU TACSO 3 tarafından 5 Haziran 2025 tarihinde yayımlandı (yeni bir sekmede açılır)

Children paint with balloons at an outdoor table, helped by women from the Denizli Autism Association

“Otistik Hakları İnsan Haklarıdır” — On Yıllık Mücadelenin Etkisi

2014 yılında Denizli’de bir grup ebeveyn, ortak bir inanç etrafında bir araya geldi: Otizm spektrumundaki çocukları, yalnızca sınırlı bakım hizmetleriyle ve sessizlik içinde yaşamaktan daha fazlasını hak ediyordu. Onurlu bir yaşamı, eğitimi, desteği ve haklarının güvence altına alınmasını hak ediyorlardı. Denizli Otizm Derneği (DOD), işte bu inançla kuruldu.

Günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak amacıyla başlayan bu yerel girişim, zamanla Türkiye’nin otizm hakları alanında en aktif savunuculuk örgütlerinden birine dönüştü. Son on yılda DOD, aileler, kurumlar ve politika yapım süreçleri arasında bir köprü kurarak yerel, ulusal ve artık uluslararası düzeyde savunuculuk faaliyetleri yürütmeye başladı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen programların desteği, derneğin çalışmalarını sürdürmesine, kurumsal yapısını güçlendirmesine ve etkisini artırmasına katkı sağladı.

DOD Başkanı ve otistik bir çocuğun annesi olan Dudu Karaman Dinç, durumu şöyle açıklıyor:

“Türkiye’de otistik bireyler eğitimden sağlığa, istihdamdan gündelik sosyal yaşama kadar neredeyse her alanda ayrımcılıkla karşılaşıyor. Biz, haklarının yalnızca tanınmasını değil, gerçek anlamda korunmasını da güvence altına almak istedik.”

Küçük Adımlarla Başlamak, Büyük Hedefler Belirlemek

DOD, kuruluşundan itibaren kendisini yalnızca hizmet sunan bir dernek olarak değil, öncelikle hak temelli bir örgüt olarak konumlandırdı. Ücretsiz hukuki danışmanlık, eğitim rehberliği ve aile desteği sunarken, mevcut uygulamaları sorgulayan yenilikçi programlar da geliştirdi.

Bunlardan biri, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve otistik çocuklarla nörotipik çocukların birlikte eğitim aldığı tersine kaynaştırma yaz okullarıydı.

Bunu kısa süre içinde sanat ve müzik atölyeleri izledi. Amaç, otistik çocukları yalnızca mevcut sistemlere “entegre etmek” değil, farklılıkların kabul gördüğü yeni alanlar oluşturmaktı.

DOD, aynı zamanda politika geliştirme süreçlerinde de aktif rol üstlenmeye başladı. Sivil toplum örgütlerinden oluşan ulusal bir ağ olan Türkiye Otizm Meclisine (TOM) katıldı ve TBMM Otizm Araştırma Komisyonunun kurulmasında önemli rol oynadı. Daha sonra kamu kurumlarıyla doğrudan diyalog kurarak İkinci Ulusal Otizm Eylem Planı’nın izlenmesine katkı sağladı.

Bunlar yalnızca sembolik girişimler değildi. DOD, ayrıntılı politika önerileri geliştirdi, resmî raporlar sundu ve ailelerin kendilerini ilgilendiren tüm karar alma süreçlerine dâhil edilmesi gerektiğini savundu.

Dudu Karaman Dinç bu yaklaşımı şöyle özetliyor:

“Biz yalnızca farkındalık yaratmıyoruz, zor sorular da soruyoruz. Süreçleri takip ediyoruz. Müzakere masasından kalkmıyoruz.”

Denizli’den Brüksel’e

2019 yılında DOD, AB Sivil Düşün Programı’nın desteğiyle Almanya ve Hollanda’ya çalışma ziyaretleri gerçekleştirerek otizm alanında faaliyet gösteren diğer örgütlerin deneyimlerini inceledi. Bu ziyaretlerde edindikleri bilgiler, derneğin vizyonunu önemli ölçüde değiştirdi.

Uluslararası iş birliğinin yalnızca faydalı değil, aynı zamanda gerekli olduğunu fark ettiler. Aynı yıl uluslararası bir strateji geliştirmeye başladılar. 2020 yılında ise AB tarafından finanse edilen Haklara Destek Projesi’nin katkısıyla Autism Europe’a (Avrupa Otizm Örgütü) üye olarak Türkiye’den bu ağa katılan ilk örgüt oldular.

Bu gelişme, ilk bakışta küçük görünse de dernek açısından önemli bir dönüşümü temsil ediyordu. DOD artık yalnızca Türkiye’de savunuculuk yürütmekle kalmıyor, uluslararası düzeyde deneyim ve bilgi paylaşımında da bulunuyordu.

Uluslararası kongrelere katıldı, İspanya ve Belçika’daki merkezleri ziyaret etti ve zamanla diğer örgütlere yerel ihtiyaçlarla uluslararası standartlar arasında nasıl bağlantı kurulabileceği konusunda mentorluk sağlamaya başladı.

Mayıs 2024’te bu yolculuk önemli bir dönüm noktasına ulaştı: Dudu Karaman Dinç, Autism Europe Yönetim Kuruluna seçildi.

Ancak DOD için bu gelişme bir varış noktası değil, her zaman köprüler kurmayı amaçlayan uzun soluklu mücadelesinde yeni bir adımdı.

Dayanışmadan Doğan Güç

2024 yılına gelindiğinde DOD, hem faaliyetlerinin kapsamı hem de kurumsal kapasitesi açısından önemli ölçüde gelişmişti.

Dernek, aynı yıl AB tarafından finanse edilen “Ayrımcılığa Karşı Birlikte Daha Güçlüyüz” projesinin eş yürütücülüğünü üstlendi. İstanbul’dan Samsun’a kadar Türkiye’nin beş farklı şehrinde gerçekleştirilen etkinliklerde 41 otizm örgütünü bir araya getirdi.

Bu buluşmalar yalnızca ağ oluşturma etkinlikleri değildi. Aynı zamanda örgütlerin birbirlerini güçlendirdiği önemli dayanışma ortamlarıydı. Dernekler araç ve deneyimlerini paylaştı, insan hakları ihlallerine ilişkin başvurularda bulundu ve birbirlerinin çalışmalarını nasıl destekleyebileceklerini öğrendi.

Böylece otizm alanındaki örgütler arasında var olan parçalı yapı, yavaş ama kararlı adımlarla daha bütünlüklü bir harekete dönüşmeye başladı.

Dudu Karaman Dinç, bu süreci şöyle anlatıyor:

“Evet, biz büyüdük ama başkalarının da büyümesine yardımcı olduk. Asıl önemli olan bu. Değişim, yukarıdan aşağıya değil, yan yana durarak sürdürülebilir hâle geliyor.”

Aynı dayanışma anlayışı, DOD’un kurumsal gelişimine de yön verdi. BİRLİKTE Programı ve Haklara Destek Projesi’nin ikinci aşamasından aldığı destekle dernek, kurumsal yapısını güçlendirmeye odaklandı.

İki çalışan istihdam etti, küçük ölçekli bir sosyal girişim başlattı, Farklı adlı kendi insan hakları dergisini yayımladı, ofis altyapısını güçlendirdi ve kalıcı kurumsal sistemler oluşturdu.

Bu çalışmalar dışarıdan bakıldığında çok dikkat çekici görünmeyebilirdi. Ancak özellikle Türkiye’de sivil toplum alanının giderek daraldığı bir dönemde, etkili ve sürdürülebilir savunuculuk faaliyetlerinin temelini oluşturuyordu.

Ardından Şubat 2023 depremleri yaşandı.

Felaketin hemen ardından DOD, depremden etkilenen ailelerin durumuna ilişkin bilgi toplamak üzere harekete geçti. Barınma alanlarındaki yoğun gürültü ve uyaranlar nedeniyle zorlanan otistik çocukların ebeveynleriyle görüştü. Karşılanmayan tıbbi ihtiyaçlara, otizm konusunda yeterli eğitimi bulunmayan acil durum personeline ve yaşanan karmaşa sırasında kaybolan çocuklara ilişkin tanıklıkları dinledi.

DOD, bu deneyimlerin unutulup gitmesine izin vermek yerine onları kayıt altına aldı. Bunun sonucunda hazırlanan Otistik Depremzedeler için Harekete Geç çalışması, afetlere müdahale politikalarının daha kapsayıcı hâle getirilmesi açısından önemli bir başvuru kaynağına dönüştü.

Bu çalışma da derneğin savunuculuk anlayışının bir parçasıydı: Tanıklıkları somut eylemlere dönüştürmek.

On Yıllık Bir Mücadele, Onurlu Bir Gelecek

DOD’un geride bıraktığı on yıllık yolculuk, doğrusal bir ilerlemeden ziyade birbirini besleyen deneyimlerle şekillendi. Bir atölye çalışması politika toplantısına, bir rapor ulusal düzeyde bir öneriye, bir çalışma ziyareti ise uluslararası düzeyde üstlenilen bir göreve dönüştü.

Dudu Karaman Dinç, bu süreci şöyle değerlendiriyor:

“Değişimin gerçekleşmesini beklemedik, onu biz inşa ettik. Adım adım, toplantı toplantı. Bazen sessizce ama her zaman kararlılıkla.”

Bugün DOD, Türkiye’deki otizm hareketinin kanıta dayalı, benzer deneyimlere sahip bireylerin öncülüğünde gelişen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyor.

Dernek, yanıtı büyük önem taşıyan basit bir soruyu sormaya devam ediyor:

Otistik bireylerin yaşamın her alanına gerçekten dâhil edildiği bir Türkiye nasıl olurdu?

Dudu Karaman Dinç, mücadelelerini sürdürme kararlılıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

“Türkiye’deki her otistik birey yalnızca korunarak değil, insan onuruna yakışır şekilde ve tüm haklarından yararlanarak yaşayabilene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

 

Kaynak tacso.eu (yeni bir sekmede açılır)