Bu hikâye, dayanıklılığın, yenilikçiliğin ve yerel düzeyde yürütülen sivil toplum faaliyetlerinin dönüştürücü gücünü anlatıyor. Sırbistan’ın batısındaki Çaçak (Čačak) kentinde, sosyal girişimciliği yeniden tanımlayan, dezavantajlı gruplar için ekonomik fırsatlar yaratan ve karmaşık kurumsal yapıları dönüştürmeyi hedefleyen bir hareket doğdu.
2015 yılında gazeteciler tarafından kurulan bir sivil toplum örgütü olan İzleme ve Aktivizm Merkezi (CEMA), yalnızca politikaları değil, insanların yaşamlarını da değiştirmek amacıyla harekete geçti. Trag Vakfı (Trag Foundation) ve Avrupa Birliği’nin desteğiyle yürüttüğü çalışmalar ivme kazanarak kalıcı etkiler yaratmaya başladı.
Kapsayıcılık İçin Bir Vizyon
Engelli bireylerin ve 45 yaş üstü kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ihtiyacından hareket eden CEMA, “Sosyal Girişimcilik: Dezavantajlı Grupların Ekonomik Olarak Güçlendirilmesi İçin Bir Fırsat” projesini başlattı.
Projenin başlangıcında Çaçak yerel yönetimi, sosyal girişimleri hukuken tanıyan veya bu girişimlere mali teşvikler sağlayan herhangi bir düzenlemeye sahip değildi. Bu durum, sosyal girişimlerin gelişmesini ve faaliyetlerini sürdürebilmesini zorlaştırıyordu.
CEMA Proje Yöneticisi Svetlana Kojanović, bu ihtiyacı şöyle açıklıyor:
“Ekonomik güçlenmenin yalnızca beceri kazanmakla ilgili olmadığını, aynı zamanda özgüven ve sistematik destek gerektirdiğini fark ettik.”
Yalnızca kâr elde etmeye odaklanan geleneksel işletmelerden farklı olarak sosyal girişimler, finansal sürdürülebilirlik ve toplumsal etki olmak üzere iki temel amaç doğrultusunda faaliyet gösteriyor. Elde ettikleri kârı toplumsal sorunların çözümüne yeniden yatırarak ekonomik kapsayıcılığın ve yerel kalkınmanın önemli araçlarından biri hâline geliyorlar.
Ancak sosyal girişimlere özgü bir yasal çerçevenin bulunmaması, bu işletmelerin finansman kaynaklarına erişimini ve resmî olarak tanınmasını zorlaştırarak büyümelerini ve yaratabilecekleri etkiyi sınırlandırıyor.
“Sosyal girişimler, geleneksel ekonomik yapıların dışında bırakılan kişilere fırsatlar sunuyor. Ancak açık düzenlemeler ve kurumsal destek olmadan pek çok kişi ilk adımı atmaktan çekiniyor. Biz bunu değiştirmek istedik.”
Savunuculuktan Somut Eyleme
CEMA, çalışmalarını iki temel hedef üzerine kurdu: Katılımcılara girişimcilik süreçlerinde ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri kazandırmak ve eş zamanlı olarak yasal değişiklikler için savunuculuk yürütmek.
İstişare toplantıları, odak grup görüşmeleri, atölyeler ve kamuya açık tartışmalar aracılığıyla 700’den fazla kişi, yeni bir ekonomik yapının şekillendirilmesine katkı sağladı.
Yerel yönetim yetkilileri, CEMA’nın çalışmalarını zaman zaman “yabancı fonlarla desteklenen bir etki girişimi” olarak nitelendirerek bu çabalara karşı çıktı. Ancak CEMA, en güçlü desteği yerel halktan gördü.
CEMA Program Yöneticisi Dragana Matović, bu süreci şöyle anlatıyor:
“Bizi görmezden geldiler, ancak yerel halk bize farklı yaklaştı. Her gün bizimle iletişime geçen, rehberlik isteyen ve bu sürecin nasıl bir parçası olabileceklerini öğrenmek isteyen insanlar vardı.”
Medya da CEMA’nın çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynadı.
Matović, yerel medyanın katkısını şöyle ifade ediyor:
“Yerel medyada çalışan meslektaşlarımız, etkinliklerimizi haberleştirmek ve hikâyelerimizi paylaşmak için hiçbir fırsatı kaçırmadı.”
Sırbistan’da sosyal girişimciliğin gelişmesinin önündeki temel engellerden biri, uzun süredir devam eden hukuki belirsizlikti.
Matović, bu konudaki mücadelelerini şöyle açıklıyor:
“Sosyal girişimlerin hukuki bir statüye kavuşması için yıllarca mücadele ettik.”
Sosyal Girişimcilik Kanunu, parlamentoda beş kez gündeme gelmesinin ardından nihayet kabul edildi. Ancak kanunun uygulanması hâlâ yavaş ve tutarsız ilerliyor.
Temel sorun, tamamlayıcı mevzuatın ve mali teşviklerin eksikliği.
Kojanović, mevcut durumu şöyle değerlendiriyor:
“Kanun var, ancak açık uygulama yönetmelikleri ve sübvansiyonlar, hibeler ve vergi indirimlerine ilişkin tanımlanmış mekanizmalar olmadan büyük ölçüde sembolik kalıyor.”
Bu nedenle, sosyal girişim kurmak isteyen pek çok kişi, nasıl ilerleyeceğini bilemediği karmaşık bürokratik süreçlerle karşı karşıya kalıyor.
CEMA ve ortakları, sosyal girişimciliği daha erişilebilir kılacak açık ve anlaşılır uygulama prosedürlerinin geliştirilmesi için savunuculuk yürüttü.
Matović, çalışmalarını şöyle özetliyor:
“Birden fazla alanda çalıştık. Farkındalık yarattık, yerel yönetimlerle istişarelerde bulunduk ve iş dünyasıyla iletişim kurduk. Ancak tüm çabalarımıza rağmen, devlet düzeyinde güçlü bir kararlılık olmadan gerçek ilerleme sınırlı kalıyor.”
En önemli başarı, Ağustos 2023’te sosyal girişimciliğin ilk kez Çaçak Kent Kalkınma Planı’nda (2023–2030) resmî olarak tanınmasıyla elde edildi.
Başlangıçta yalnızca iki paragrafla sınırlı olan bu düzenleme, sosyal girişimlere mali ve yapısal teşvikler sağlayabilecek Yerel İstihdam Eylem Planı’nın geliştirilmesinin önünü açtı.
Kojanović, bu gelişmenin önemini şöyle vurguluyor:
“Bu çok önemli bir adımdı. Artık yerel yönetim sosyal girişimciliği görmezden gelemez. Temel atıldı. Şimdi yeni girişimlere yönelik teşvikler ve sosyal satın alma stratejileri gibi somut politikaların hayata geçirilmesi için çalışabiliriz.”
Darko’nun Hikâyesi: Değişimin Somut Bir Örneği
Bir gün CEMA’nın ofis telefonu çaldı. Arayan kişi, bir hayali olan genç bir adamdı: Darko.
Çocukken sol kolunu kaybeden Darko, ortopedik yardımcı ürünler üreten bir sosyal girişim kurmaya kararlıydı. Ancak kısa süre içinde mevcut işletme yapılarının ve bürokratik engellerin, kendisi gibi bir kişinin iş kurmasını neredeyse imkânsız hâle getirdiğini fark etti.
Darko, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor:
“Bir işletme kurma sürecini pek çok kişiye sordum, ancak kimse net bir yanıt veremedi. Sonra CEMA’yı buldum. Bana yalnızca sorularımın yanıtlarını vermediler, aynı zamanda umut verdiler.”
O dönemde mevcut bilgiler sınırlı olmasına rağmen CEMA, Darko’ya mentorluk ve rehberlik desteği sağladı.
Ne var ki girişimin başlangıcında kurumsal finansman desteği bulunmadığından, Darko’nun ailesi gerekli mali desteği sağlamak zorunda kaldı.
Bürokratik işlemlerle geçen iki yıllık kararlı mücadelenin ardından Darko, ortopedik yardımcı ürünler üreten NRG d.o.o. adlı şirketini kurmayı başardı.
Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değildi. Aynı zamanda sistematik engeller aşıldığında nelerin mümkün olabileceğini gösteren güçlü bir örnekti.
Darko, bu deneyimin kendisi için taşıdığı anlamı şöyle ifade ediyor:
“Mesele yalnızca bir işletme kurmak değildi. Benim gibi insanların da girişimci olabileceğini, topluma katkı sağlayabileceğini ve fark yaratabileceğini göstermekti.”
Geleceğe Bakış: Sosyal Girişimler İçin Bir Kaynak Merkezi
CEMA’nın bir sonraki hedefi, Moravica Bölgesi’nde Sosyal Girişimcilik Kaynak Merkezi kurmak.
Bu merkezin eğitim, finansman kaynaklarına erişim konusunda rehberlik ve savunuculuk desteği sunan bir yapı olarak faaliyet göstermesi planlanıyor.
Ancak önemli zorluklar devam ediyor. Sosyal girişimciliğe yönelik ulusal bir programın bulunmaması, sektörün hâlâ kırılgan bir yapıya sahip olmasına neden oluyor.
Sırbistan’da dayanışma ekonomisi ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösteren 500’den fazla işletme bulunmasına rağmen, resmî olarak kayıtlı yalnızca 21 sosyal girişim bulunuyor.
Matović, ulusal düzeyde politika geliştirilmesinin önemini şöyle açıklıyor:
“Ulusal düzeyde yapılandırılmış bir politika olmadan bizimki gibi yerel girişimler birbirinden bağımsız çabalar olarak kalıyor. Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, ancak bir noktada hükümetin devreye girerek bu işletmeleri gerçekten destekleyen bir çerçeve oluşturması gerekiyor.”
Sonuç: Gelecekteki Değişimler İçin Bir Model
CEMA’nın çalışmaları, yerel düzeyde yürütülen sivil toplum faaliyetlerinin kararlılık ve halkın katılımıyla birleştiğinde somut politika değişikliklerine yol açabileceğini gösteriyor.
Önümüzde hâlâ uzun bir yol olsa da örgütün yarattığı etki açıkça görülüyor. Darko gibi bireyler artık sosyal girişimcilik alanında kendilerine bir gelecek kurabiliyor. Çaçak ise diğer belediyelerin örnek alabileceği önemli bir adım atmış durumda.
Kojanović, gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:
“Bu yalnızca başlangıç. Değişimin mümkün olduğunu kanıtladık. Şimdi bu değişimin sürdürülebilir olmasını sağlamalıyız.”
Matović ise çalışmalarının kendileri için en değerli sonucunu şu sözlerle ifade ediyor:
“En büyük mutluluk ne mi? Bir zamanlar kendilerini güçsüz hisseden insanların artık kendi geleceklerini şekillendirmeye başladığını görmek. İşte biz bu yüzden bu işi yapıyoruz.”